NAİF YARGI(Ç) – Hukuk Penceresi

Önceki dönemde egemen iktidar tarafından “sakıncalı” görülen kişiler fikir ya da düşünceleri nedeniyle soruşturulmuşlar; haklarında iddianameler düzenlenerek yargılanmaları ve hatta mahkûm olmaları sağlanmıştır. 1960 sonrası dönemde kurulan istihbarat örgütleri savcılık ve mahkemelere talep üzerine raporlar göndermiş, yazılarında “ilgili her ne kadar suç işlememiş ise de vicdanen suçludur” gibi, Engizisyon yargılamalarında dahi görülemeyecek garabetlere imza atmışlardır. Zira Engizisyonda, işkence ile elde edilse dahi bir itiraf üzerine hükümler bina edilmekte idi. Anayasamıza göre mahkemeler bağımsız olup, hiç bir makam ve merci onlara emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Soruşturma dosyamızın…

Daha Fazla Oku

TÜRKİYE’DE ÖTEKİ OLMAK – Hukuk Penceresi

Öteki olmak mevcut düzen içinde hakim olanın zıttını ifade eden bir kavram. Benliğin dışsallaştırdığı, yabancı gördüğü ve çoğu zaman ön yargılarla yaklaştığıdır. Yani kişisel olarak 3.tekil kişi (o), toplumsal olarak 3.çoğul (onlar) kişilerdir. Bu kavram iktidar olana göre yani hakim sınıfa göre değişebilir. Türk toplumu gibi toplumlarda hala tekamül oluşmadığından muhalif ya da öteki sevilmez. Bir renk bir desen kabul edilmez. O hep şüpheyle karşılanmalıdır, çünkü tehlikeli olması muhtemeldir. Çoğunluk olan gruplar adaletten, haktan, insanlıktan uzak bir yapıdaysa ya da bu grupların dar bir “biz” anlayışları varsa sonu genellikle şiddetle…

Daha Fazla Oku

KAĞITTAN KAPLAN YARGIMIZ – Hukuk Penceresi

Sivas Sulh Ceza Hâkimliği’nin tutukluluk  halimin devamına dair kararı ile HSYK tarafından verilen benim de ismimin yer aldığı 2847 hâkim ve savcının meslekten ihracına dair kararı 26 Ağustos 2016 tarihinde tebliğ edildi. İki farklı karar. Bir tarafta kişi temel hak ve özgürlüklerinin güvencesi olması gereken hâkimlik kararı, diğer tarafta ise yargı sisteminin bağımsız ve tarafsız olmasını teminat altına alması beklenen bir Kurul kararı var. Her ikisinin malul olduğu hastalık, hukuk devletinin temeline dinamit koyan ve onun varlığını tehdit eden bir fecaat: Gerekçesizlik.  Her iki karar vehim, korkuy, hırslar, kinler ya…

Daha Fazla Oku

HÜCREMİN MAZGALLARI

(Bu yazı 15.1.2017 tarihinde, Silivri cezaevinde tutsaklığım sırasında kaleme alındı)   Koğuş penceremden dış dünyanın görünen tek yüzü olan gökyüzünü seyrederken bile özgür olmadığımı hatırlatıyor mazgallar bana. Bir bütün halinde, sonsuzluk duygusuyla temaşa edip seyredemiyorum gök kubbeyi. Cezaevini inşa eden zihniyet, içerdekilerin tüm ümitlerini kırmak istercesine, gök kubbeyi mahpusun başına yıkma düşüncesiyle parça parça etmiş. Mazgallar, sonsuz maviliği ve bulutları paslanmış demirleriyle 80 parçaya bölmüş. Bakışlarımı ne kadar yaklaştırırsam yaklaştırayım tek bir parçaya sığdıramıyorum gökyüzünü ve onun aynasından bana yansıyanları. En fazla iki parçaya indirip, parçalarını zihnimde birleştirmeye çalışıyorum çoğu…

Daha Fazla Oku

Bu Da Mı Gol Değil Hakim Bey!

Hukukçu olmasa da Türkiye’de, kahvede oturan kalabalığın bile batak oynarken bildiği temel hukuk bilgileri ne yazık ki vardır. İronik bu durum Türkiye’de normal görülür. Çünkü herkes azıcık Hukuk, azıcık Futbol, azıcık Bürokrasi bilir ama maalesef konuşunca azıcık kavramı kaybolur kafalarında. Teknik direktörden fazla taktik, doktordan fazla tıp bilen yurdum insanının ezbere bilebileceği bir şey de Hukuk’tur. Siz Anayasanın size verdiği hak ile hakkınızı ararsınız ve iç hukuk yollarını bitirirsiniz. Siyasetin bir şeyi(!) olan iç hukuk yolları haksız kararlar alır ve siz de hakkınız olarak AİHM’e gidersiniz. AİHM’e gitmek ve sonrası…

Daha Fazla Oku

HUKUKÎ HATA KİMİN YANLIŞI? – Hukuk Penceresi

Hukuk alanında tezahür eden hatalar, kendiliğinden meydana gelmezler; yetkili ve görevli kişiler tarafından ortaya konulan işlem ve/ya kararlar ile tezahür ederler. Hukukî hata, faili tarafından hata olsun diye yapılmaz aksi durumda hatadan çok, kasten yapılan bir “hukukî yanlış”tan, hukuksuzluktan bahsedilebilir. Kasıtlı olarak meydana getirilen bir yanlışın “hukukiliği” ya da “hukuk dışılığı” tartışma konusu yapılamaz. Zira hukuk böyle bir durumu korumaz, ona meşruiyet kazandıracak usul ve ilkeler öngörmez. Hukukî hata ancak hukuki bir süreçte vücut bulabilir; herhangi bir neden yok iken, sebeplerden soyut olarak meydana gelmez. Hukukî süreçlerin başlayıp nihayete ermesi…

Daha Fazla Oku

REALİST-İDEALİST HUKUKÇU – Hukuk Penceresi

Her hukukçu teorik olarak hakkın ne olduğunu, adaletin nasıl tesis edileceğini bilir. Bilmekle kalmaz, bu amaca ulaşmak için çaba sarf edeceğini, engelleri aşıp, zorlukları göğüsleyeceğini beyan edip, bunun şahsi ideali olduğunu söyler. Zamanı gelip de bu idealini teste tabi tutacak olaylarla karşılaştığında, hukukçuların ne kadarının sözünün ve iradesinin namusunu koruyup, ideali uğrunda fedakârlıkta bulunarak, madden ve manen mücadele edeceği baştan bilinemez. Testi geçenlerin oranı hukuk sisteminin kalitesini tayin eder. Zihin dünyasında ve entelektüel dağarcığında adalet kahramanı gözüken nice yiğitler, ya daha savaş başlamadan meydanı terk etmişler, ya da mücadele sahasının…

Daha Fazla Oku

AŞAĞILIK YA DA ÜSTÜNLÜK KOMPLEKSİ SARMALINDA HUKUKUMUZ/HUKUKÇULARIMIZ

Hukuk sistemimizin, geçmişinden miras alarak günümüze taşıdığı mevcut sorunlarının temelinde yasal ve yapısal eksikliklerinin yanında hukukçularımızın kalite noksanlığının yattığı, çözüm için kafa yoranlarca sürekli olarak ileri sürülegelmiştir. Problemin tespiti ve çözümünde bu etkenlerin önemi gözardı edilemez. Yazımızda, daha önceden söylenip yazılanlara farklı bir bakış açısı kazandırmaya gayret edeceğiz. Biz, sorunun önemli bir parçasını teşkil eden “insan” unsuru üzerinde duracağız. Ancak bu unsurun tüm yönleriyle, kısa bir yazı içerisinde irdelenmesinin mümkün olamayacağının farkındayız. Hukuk sisteminin bileşenlerinden “insan” unsuruna ilişkin dar ve geniş anlamda bir çerçeve çizilebilir. Geniş anlamda, yargının işleyişine doğrudan…

Daha Fazla Oku

Kafka’nın Dava Romanı Türkiye’de mi Yazıldı!

“Bu filmdeki tüm karakterlerin ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.” diye başlayan filmleri bilirsiniz. Ben bunu Franz Kafka’nın Dava romanını özetlemeden önce söylemek istiyorum. Romanı okuyanlar ve okuyacak olanlara baştan söyleyeyim, bu bir roman ve Kafka bu romanı 20. yy.’da yazdı. Ne alakası olur AKP Türkiye’si ile, degil mi! Roman şöyle başlıyor: “Biri Josef K.’ya iftira atmış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı halde bir sabah tutuklandı.” Ne enteresandı ki o günlere de Korku Çağı deniyor idi. Romanın özeti şöyledir: Josef K. Bir sabah uyandığında…

Daha Fazla Oku

Dreyfus ’un Hakkını Savunmak – Hukuk Penceresi

Dreyfus Davası her yönüyle hukuk tarihini derinden etkilemiş ve kelle isteyen yığınların güdüleri ile hareket etmenin nasıl bir hukuksuzluk ve adaletsizlik ortaya çıkardığını gösteren ibretlik bir örnektir. Fransa da milliyetçiliğin zirveleştiği bir dönemde (Johnson’un ‘Her alçağın son sığınağı milliyetçiliktir’ sözünü hatırlayalım) ekonomik darboğaz ve küçümsenen Almanya’ya karşı yenilmiş olmanın sebebi olarak dış güçlere (Almanya) destek veren (!) içteki azınlık (Yahudiler) suçlu ve öteki ilan edilmekte idi. Ülkenin tüccar kesimini oluşturan Yahudilerin, son dönemde ordu ve bürokrasi içerisinde çeşitli görevler almaya başlaması dikkatleri onların üzerine çekiyordu. Bu rüzgârda toplum ekonomik kriz…

Daha Fazla Oku