BİLGİ TEKNOLOJİLERİ KURUMU ANKESÖR KAYITLARINI DEĞİŞTİRİYOR MU?

BİLGİ TEKNOLOJİLERİ KURUMU ANKESÖR KAYITLARINI DEĞİŞTİRİYOR MU?   1. Genel Olarak Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK), bir ağır ceza mahkemesine gönderdiği yazı da; ankesör verilerini değiştirdiğini, orijinal veriler yerine, yaptığı ekleme ve çıkarmaların dahi belli olmadığı bilgileri gönderdiğini itiraf etmiştir. Ankesör kayıtlarının orijinal olmadığının itiraf edildiği belge de şu hususlara yer verilmiştir;[1]“İşletmeye ait sistemler üzerinde oluşan tümiletişim kayıtları belirli sürelerle raporlanarak Kurumumuza iletilmektedir. İletilen bu kayıtlar belirli kriterlere göre (numara bilgilerinin dolu olması, tarih bilgilerinin belirli formatlara uygun olması vs.) işlenerek veri tabanına aktarılmakta ve Adli Makamlarca gönderilen soruşturma/kovuşturma evrakındaki talebe…

Daha Fazla Oku

YARGININ VATANDAŞA KURDUĞU KUMPAS; BYLOCK!

YARGININ VATANDAŞA KURDUĞU KUMPAS; BYLOCK!   1. Genel Olarak CMK’nın 134. maddesi gereğince yürütülmekte olan bir “adli soruşturma” kapsamında verilen “arama ve elkoyma kararı” üzerine ele geçirilmesi gereken Bylock, tamamıyla 134. maddeye aykırı olarak ve istihbari yollarla ele geçirilmiştir.  Ancak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi (AYM) ittifakla Bylock ile ilgili hukuki sürecin, verilerin ele geçirilmesinden 11 ay sonra “imaj” alınmasına ilişkin Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/12/2016 tarihli kararıyla başladığını söylemişler ve bu karardan önce veriler üzerinde MİT’in yaptığı çalışmaları görmezden gelmişlerdir. Ancak, bu tespitin…

Daha Fazla Oku

ÇELİMELİ YARGILAMA VE SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKELERİNE AYKIRI BİR DELİL; BYLOCK

ÇELİMELİ YARGILAMA VE SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKELERİNE AYKIRI BİR DELİL; BYLOCK Ceza muhakemesi sisteminde her işlemin hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, CMK “şapkadan tavşan çıkarılması” suretiyle elden edilen delilleri hukuka aykırı kabul eder ve soruşturma ve kovuşturmada kullanılmasına müsaade etmez. Zira CMK’da delil serbestisi ilkesi geçerli olsa da, bu serbesti sınırsız değildir ve bilgi ve belgelerin delil olarak kabulü için bazı özellikleri taşıması gerekir. Buna göre delil gerçekçi, somut olayı temsil edici ve hukuk uygun elde edilip mahkemenin takdirine sunulabilir nitelikte olmalıdır (CMK m.217). Aynı şekilde, “delillerin müşterekliği…

Daha Fazla Oku

KİRLİ POLİTİKALARIN HİZMETKÂRI OLARAK YARGIDA BİRLİK DERNEĞİ

Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels günlüklerinde “Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.” der.[1] 12 Ekim 2014 tarihli HSYK seçimlerinden sonra Türk Yargısına egemen olan “Yargıda Birlik Hareketi (Derneği)”, Goebbels’in bu sözünün vücut bulmuş hali, yaşayan somut bir örneği olmuştur. 17-25 Aralık 2013 tarihli rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarından sonra Gülen Hareketi’ni düşman ilan ederek, Devletin bütün kurumları ve yandaş medyasıyla birlikte Gülen Hareketi’ni “yok etmek” üzere savaş açan Erdoğan, Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Gülen Hareketi’ni “terör örgütü” olarak Kırmızı Kitap’a[2] koyduracağını açıkladı. Yapılan periyodik toplantılar sonrasında MGK’da…

Daha Fazla Oku

KİRLİ POLİTİKALARIN HİZMETKÂRI OLARAK YARGIDA BİRLİK DERNEĞİ

Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels günlüklerinde “Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.” der.[1] 12 Ekim 2014 tarihli HSYK seçimlerinden sonra Türk Yargısına egemen olan “Yargıda Birlik Hareketi (Derneği)”, Goebbels’in bu sözünün vücut bulmuş hali, yaşayan somut bir örneği olmuştur. 17-25 Aralık 2013 tarihli rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarından sonra Gülen Hareketi’ni düşman ilan ederek, Devletin bütün kurumları ve yandaş medyasıyla birlikte Gülen Hareketi’ni “yok etmek” üzere savaş açan Erdoğan, Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Gülen Hareketi’ni “terör örgütü” olarak Kırmızı Kitap’a[2] koyduracağını açıkladı. Yapılan periyodik toplantılar sonrasında MGK’da…

Daha Fazla Oku

KİRLİ POLİTİKALARIN HİZMETKÂRI OLARAK YARGIDA BİRLİK DERNEĞİ

Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels günlüklerinde “Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.” der.[1] 12 Ekim 2014 tarihli HSYK seçimlerinden sonra Türk Yargısına egemen olan “Yargıda Birlik Hareketi (Derneği)”, Goebbels’in bu sözünün vücut bulmuş hali, yaşayan somut bir örneği olmuştur. 17-25 Aralık 2013 tarihli rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarından sonra Gülen Hareketi’ni düşman ilan ederek, Devletin bütün kurumları ve yandaş medyasıyla birlikte Gülen Hareketi’ni “yok etmek” üzere savaş açan Erdoğan, Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Gülen Hareketi’ni “terör örgütü” olarak Kırmızı Kitap’a[2] koyduracağını açıkladı. Yapılan periyodik toplantılar sonrasında MGK’da…

Daha Fazla Oku

SOYKIRIM ÖRGÜTLENMESİNİN YARGI AYAĞI: YARGIDA BİRLİK DERNEĞİ (YBD)

Yargıda Birlik Derneği (YBD) kimler tarafından, hangi koşullarda ve hangi amaçlarla kuruldu? Tarihin kaydettiği en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının yapıldığı 17 ve 25 Aralık 2013 tarihleri Türk yargı tarihinde bir dönüm noktası oldu. AKP iktidarının yargıya yönelik müdahaleleriyle yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı ve bağımsız yargı yerini “Emre amade bir yargı”ya, başka deyişle “Erdoğan Yargısı”na bıraktı. Bazı bakanların ve bakan çocuklarının adının da karıştığı 17-25 Aralık operasyonlarını Hükümete yönelik bir “darbe” olarak niteleyen siyasi iktidar, bu operasyonlardan Gülen Hareketi’ni sorumlu tuttu ve açık bir şekilde “düşman” ilan…

Daha Fazla Oku

İkinci Dünya Savaşı Perspektifinden Aktüel Kriz Üzerine: „Win Win“ın Faturası

İkinci dünya savaşı, diğer tüm olumsuz etkileri bir yana, elli milyondan fazla insanın ölümüne neden oldu. Tarihçilerin uzmanlık alanı olmakla beraber, genel kabul, 1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesi, savaşın başlama nedeni olarak kabul edilir. Savaşın hiç başlamaması veya bu derece büyük zarara yol açmamasına imkân yok muydu? Mesela, daha 1931 yılında Japonya’nın Mançurya’yı işgaline, işgalle orantılı sert tepki verilseydi; 1936‘da Nazi Almanya’sı ve faşist İtalya’nın mihver anlaşmasının sonuçları hesaplanabilse ve karşı politikalar hemen kararlaştırılıp devreye sokulsaydı; Fransa ve İngiltere 1939 yılının Mart ayında „Polonya’nın toprak bütünlüğünü garantileyen“ anlaşma…

Daha Fazla Oku

What Is The Difference Between Justice Unity Association and Ku Klux Klan

Justice Unity Platform/Association (YBP/YBD) is the “Ku Klux Klan” (KKK) organization of this age. The KKK organization, which was founded in the United States in the 19th century on “anti-Black people”, resurrected 150 years later in our country under the name of YBD, under the name of “Anti-Gülen Movement”. YBD is much more powerful and dangerous than the KKK because it acts under the control of the government and uses the judicial power. Everyone who took an active role in the establishment and activities of this structure has clearly confessed…

Daha Fazla Oku

28 ŞUBAT DAVASI GÖLGESİNDE „ADALET“

Bazı emekli askerlerin yargılandıkları 28 Şubat davası uzun bir yargılama sürecinden sonra Yargıtay tarafından karara bağlandı. Asker sanıkların bir kısmı hakkında hükmün kesinleşmesi nedeniyle mer’i hukuka göre yakalama emri infaz edilince tartışmalar başladı. Tartışmalar iki ana fikir etrafında dönüyor. Birinci grup; adil bir yargılama yapılmadığını, 80 yaş ya da üstü insanların tutuklanmasının vicdanları rahatsız ettiğini söylüyor. Sadece bu genel karşı duruş değil, -mahkum edilen sanıklar ve müdafileri dahil- bu düşüncede olanlar ayrıca; iddianameyi yazan savcının örgüt üyesi olduğunu, başka davalardan mahkum edildiğini, aslında bu davada da tıpkı diğer davalar (kozmik…

Daha Fazla Oku